zeiden – Turkish Translation – Keybot Dictionary

Spacer TTN Translation Network TTN TTN Login Deutsch Français Spacer Help
Source Languages Target Languages
Keybot      37 Results   12 Domains
  21 Hits wordplanet.org  
37 En zij Hem gevonden hebbende, zeiden tot Hem: Zij zoeken U allen.
37O'nu bulunca, "Herkes seni arıyor!" dediler.
  www.digistore24-app.com  
En er zijn onder hen die met Allah een verbond sloten. Zij zeiden: "Als Hij ons van Zijn overvloed geeft zullen wij beslist aalmoezen geven en tot de deugdzamen behoren."
Onlar bilmiyorlar mı ki, gerçekten Allah kullarından tevbeleri kabul edecek ve sadakaları alacak olan O'dur
  fieldroast.com  
We hebben meer dan tien jaar ervaring met VPN’s en zijn onderdeel van de Avast-familie, een van de grootste beveiligingsnetwerken ter wereld. We maakten echt geen grapje toen we zeiden dat we de grootste VPN-service op aarde zijn.
VPN konusunda 10 yılı aşkın tecrübeye sahibiz ve dünyanın en büyük güvenlik ağlarından biri olan Avast ailesinin bir parçasıyız. Gezegendeki en harika VPN hizmeti olduğumuzu söylerken şaka yapmıyorduk.
  6 Hits www.nato.int  
Zij zeiden: "Wij kunnen niets accepteren waar de naam van de Republiek Srpska op staat."
“Sırp Cumhuriyeti’nin adının geçtiği hiçbir şeyi kabul etmeyiz” dediler.
  www.whylinuxisbetter.net  
Zoals we al zeiden op de virus-pagina, opensourcesoftware (bv. Linux) betekent meer controle op de broncode. Elke programmeur ter wereld kan de code downloaden en bekijken en zien of er mogelijk beveilingsproblemen zijn.
"Virüsleri Unutun" bölümünde söylediğimiz gibi, Açık Kaynaklı yazılım (örn. Linux) demek, birden fazla gözün tüm kodları incelemesi demektir. Dünya gezegenindeki her programcı, kodu indirebilir, inceleyebilir, ve güvenlik açığı olabilecek unsurları kolayca görebilir. Diğer yandan, Windows kaynak kodunu (o bir tür "tarif"tir) ancak Microsoft firmasında çalışan sınırlı kişi görebilir. Yüzbinlerce (belki şimdi milyonu bulmuştur) insana karşı, sadece bir kaç bin insan. Bu büyük fark demektir.
  struggle.ws  
Het besluit van de Bolsjewieken om nieuwe verkiezingen uit te roepen was een stap achteruit. In de strijd voor het socialisme had het geen nut de autoriteiten van de Wetgevende Vergadering te steunen boven die van de massa. Zoals de anarchisten kort daarna zeiden:
Bati modeli parlamenter demokrasiyi '4 yilligina diktatorluk' olarak nitelendirmek daha yerinde olur. 'Temsili demokrasi' ile 'dogrudan demokrasi' arasindaki kritik fark sudur ki, bunlardan birincisinde secmenler politika belirlemede soz sahibi degillerdir ve kendi temsilcilerini geri cagirma olanagindan yoksun durumdadirlar. Bunun yerine, oy vermek suretiyle siyasal sureci bir sekilde kontrol ettikleri yanilsamasina sahiplerdir.
  www.struggle.ws  
Het besluit van de Bolsjewieken om nieuwe verkiezingen uit te roepen was een stap achteruit. In de strijd voor het socialisme had het geen nut de autoriteiten van de Wetgevende Vergadering te steunen boven die van de massa. Zoals de anarchisten kort daarna zeiden:
Bati modeli parlamenter demokrasiyi '4 yilligina diktatorluk' olarak nitelendirmek daha yerinde olur. 'Temsili demokrasi' ile 'dogrudan demokrasi' arasindaki kritik fark sudur ki, bunlardan birincisinde secmenler politika belirlemede soz sahibi degillerdir ve kendi temsilcilerini geri cagirma olanagindan yoksun durumdadirlar. Bunun yerine, oy vermek suretiyle siyasal sureci bir sekilde kontrol ettikleri yanilsamasina sahiplerdir.
  www.singularspirits.es  
En alles wat zij voelden was het gevoel dat zij zouden hebben in de nabijheid van een vrouw die al genezen is. Volledig in haar mogelijkheden, volledig capabel. Zij zagen haar niet als een vrouw die ziek is. Zei zeiden niet: “Slechte kanker, jij moet weg”.
Monoton bir sesle, içlerindeki duygularin katkisiyla, kadinin iyilesmis oldugu konusunda hem fikir olduklarini söylüyorlar. “Çoktan iyilesti”, “zaten iyilesti”, “oldu”, “iyilesti” … Pratisyenler bu duygulari hissetmeye basladiklarinda ve aralarinda bu sözcükleri söylemeye devam ederlerken biz de TV ekraninda gerçek zamanli olarak kanserli tümörün 3 dakikadan az bir sure içinde yokolusunu izledik. Bu durum bir belgeselde normalde günler süren bir gülün açmasini 30 saniye içinde izlemek gibi zamani hizlandirarak yapilmis bir çekim degildi. Gerçekten 3 dakikadan az bir süre içinde gerçeklesmisti. Kadinin vücudu,bu tür duygulari hissedebilmek için egitilmis olan pratisyenlerin duygularina karsilik vermisti. Ve onlarin bütün hissettikleri, gerçekten halihazirda iyilesmis bir kadinin karsisinda nasil hissettikleriydi. Bütünüyle etkin, bütünüyle kapasitif. Onlar kadini hasta olarak görmüyorlardi. “Kötü kanser, yok olmalisin” demiyorlardi.