|
|
They speak of the place of commercials in our lives, regulations of plant transportation, use of animals, humans' struggle to make things happen in places that don’t belong to them, relocating plants, not being able to sell local seeds, a greenhouse made of iron and glass, human-like raven portraits, scientists’ statements that teach us animals, and how economy-oriented man is unable to grasp his own nature.
|
|
|
İnsan türü, menfaatleri dışındaki değerler üzerine yıllarca değişen söylemler üretti. Bu söylemler, doğadaki canlıların tanrının yaratısı olduğu ve korunması gerektiği fikrinden, noblesse oblige idealine, yani kendilerinden daha az şanslı olanları koruma ve onlara karşı sorumluluk sahibi olmaları fikrine veya, “Derin Ekoloji” kavramına, yani insanın doğaya üstünlüğünü radikal bir tavırla reddeden ideolojilere kadar pek çok farklı şekil aldı. İnsan-merkezli, doğa-merkezli veya pragmatik yaklaşımların ötesinde, sergide yer alan işlerin her biri, insanın doğa ile kurduğu ilişkiyi çeşitli düzlemlerde ele alıyor. Son derece resmi olanından kişiseline, sevgi dolusundan kötücülüne farklı duygusal katmanlarda işler bunlar. Reklamların hayatımızdaki yerini, bitkilerin taşınma kurallarını, hayvanlardan yararlanmayı, insanın olmayan yerlerde olmayan bir şeyleri var etme çabasını, bitkileri dünyanın her yerine taşımayı, yerli tohumları satamamayı, demirden ve camdan bir serayı, insanmış gibi düşünülmüş karga portrelerini, bilim insanlarının sözlerinden hayvanları öğrenmeyi, ekonomi odaklı düşünen insanın kendi doğasını bir türlü kavrayamayışını içeriyorlar. Haberlerde anlatılan doğa, reklamlardaki doğa, tarihsel doğa, içinde yaşadığımız doğa, kurallar koyduğumuz, sahip olmak istediğimiz veya muhtaç olduğumuz, bizim yüzümüzden bizimle birlikte mahvolan, sürekli şiddetli bir ekonomik sarmaldaki doğa serginin temel konusunu oluşturuyor.
|