is merely – Turkish Translation – Keybot Dictionary

Spacer TTN Translation Network TTN TTN Login Deutsch Français Spacer Help
Source Languages Target Languages
Keybot      20 Results   17 Domains
  2 Hits www.2wayradio.eu  
Skirmishers perform a useful tactical function. Sometimes that function is merely to distract the enemy.
Avcı erleri kullanışlı bir taktiksel işleve sahiptir. Bazen bu işlev sadece düşmanın dikkatini dağıtmaktır.
  www.gran-turismo.com  
Set Race Type. This setting does not change how the game works - it is merely intended to help players decide which room to use. As such, it is recommended that it accurately describes the room, and the type of races you wish to hold.
Yarış Türü’nü ayarlayın. Bu ayar oyunun işleyişini değiştirmez. Sadece oyunculara seçecekleri oda konusunda yardımcı olur. Bu yüzden odayı ve ortaya koyacağınız yarışların türünü tam olarak açıklamanız önerilir.
  www.google.ad  
Customer is responsible for: (a) maintaining the confidentiality of the password and Admin Account(s); (b) designating those individuals who are authorized to access the Admin Account(s); and (c) ensuring that all activities that occur in connection with the Admin Account(s) comply with the Agreement. Customer agrees that Google's responsibilities do not extend to the internal management or administration of the Services for Customer and that Google is merely a data-processor.
2.3 Hizmetlerin Müşteri Tarafından Yönetimi. Müşteri, Yönetici Konsolu üzerinden, Son Kullanıcı Hesaplarını yönetmek için Yönetici Hesaplarına erişme hakkına sahip bir veya daha fazla Yönetici belirleyebilir. Müşteri şunlardan sorumludur: (a) Şifrenin ve Yönetici Hesaplarının gizliliğini korumak; (b) Yönetici Hesaplarına erişim yetkisi verilecek kişileri belirlemek ve (c) Yönetici Hesapları ile ilgili olarak gerçekleştirilen tüm faaliyetlerin Sözleşme'ye uygun olmasını sağlamak. Müşteri, Google'ın sorumluluklarının Müşteri'ye sunulan Hizmetlerin dahili yönetimini veya idaresini kapsamadığını ve Google'ın yalnızca bir veri işleyici olduğunu kabul eder.
  europass.cedefop.europa.eu  
At the end of data entry, visitors have the option of receiving a file in the Europass format. The purpose of entering any personal data or information is merely to enable visitors to generate and download and/or send by e-mail documents having the specific Europass format.
Europass sitesine erişim için ziyaretçilerin herhangi bir türde kişisel veri girmeleri gerekli değildir. Ziyaretçiler sadece istedikleri takdirde kişisel ve kişisel olmayan bilgilerini "Çevrimiçin oluşturma" sayfalarının ilgili formlarında girme seçeneğine sahiptirler. Veri girişinin sonunda, ziyaretçiler bir dosyayı Europass formatında alma seçeneğine sahip olacaklardır. Herhangi bir kişisel veri veya bilgi girmekteki amaç sadece ziyaretçilerin spesifik Europass formatına sahip e-posta belgelerini üretmelerini ve indirmelerini ve/veya e-posta ile göndermelerini sağlamaktır.
  www.fargobank.com  
The customer enjoys the advantage that should not be underestimated of avoiding the use of liquid assets either by means of deferment or by waiving a deposit, a guarantee commission is merely incurred, which is generally raised annually depending on the term of the guarantee.
Somut olarak banka sadece müşterisinin borçları için değil, bilakis kredibilitesi için de kefil olur. Müşteri likit kaynaklarını kullanmadığından ötürü azımsanmayacak bir avantaj elde eder -ya erteleme veya depozito vermemekten ötürü- ve sadece bir aval komisyonu -kefaletin vadesine bağlı olan, kural olarak yılda bir kere olan- ödenmesi gerekir. Alışıla gelmiş olarak aval komisyonu buna denk bir krediden belirgin şekilde daha azdır. Banka avalinin alıcısı için bu -likidite tasarrufundan ötürü- daha fazla hareket imkânı ve de iş bağlantılarında daha yüksek itibar demektir. Netice olarak banka kefaletinden olan mesuliyetin müşterisinin başarısı için banka üstleniyor, ya da gelecekte daha olmamış bir zararı üstleneceğini garanti ediyor. Aval alıcısı tarafından teminat gösterilmesi normal olarak gereksizdir, çünkü avaller sadece uygun kredibilite varsa banka tarafından sunulmaktadır.
  transversal.at  
There is something in language that is merely sensual, not meaningful, sensual very much like the world, like soil, stones, doors and door knobs, apples, cherries, far more sensual than sensible, unsensibly sensual.
Arendt, dilin duyulara yönelik niteliklerini dinleyerek –anlam ve öneme daha az dikkat ederek- “sahte arkadaşlar” bulur ve bunları gerçek arkadaşlara dönüştürür. Arendt, Ekim 1950’de, Denktagebuch’u yazmaya başladıktan kısa bir süre sonra, biri İngilizce diğeri Almanca iki kelimeyi yan yana not eder. Bu iki kelime farklı olmalarına rağmen telaffuz edildiğinde neredeyse tamamen özdeştir: “Treue: ‘true’” Doğru ve mantıklı; bu iki kelimenin imlalarından ziyade sadece anlamlarını göz önüne alan bir çeviri Treue kelimesini hiç kuşkusuz “sadakat/vefa/bağlılık” olarak çevirecektir. Arendt’in kullandığı “hakiki/gerçek” karşılığı ise sadakatsiz bir çeviridir. Bu çeviri farklı ifade biçimlerine, anlamın anlamsız biçimlerine sadıktır. Treue [sadakat] kelimesinin truth [hakikat] olarak çevirilmesi olgu ve akıl açısından tutarlı değildir. Kelimeyi ve karakterleri olduğu gibi ele almakta; onları kendilerine dönüştürmektedir. Yeni bir anlam ve yeni bir sezgi yaratılmakta fakat bu ilham ve fikirler aracılığıyla yapılmamaktadır. Düşünmek, duyulara yönelik bir süreçtir. Ruhsal olmaktan ziyade daha duyularla alakalıdır. Sonuçlar ve çıkarımlardan ziyade şiirsel araçlarla ilerler. Anlamdan ziyade araçlarla alakalıdır.
  2 Hits www.prudential.com.kh  
On the other hand, the painter Bedri Baykam interpreted the approach of the artist as “sinister aggression” (Cumhuriyet, 2005). According to Baykam, the artist is trying to say, “After all, Atatürk is merely human like everyone else.”
Öte yandan Ressam Bedri Baykam, sanatçının tutumunu bir "sinsi saldırganlık" olarak yorumlar (2005, Cumhuriyet.) Baykam'a göre sanatçı şunu demektedir: "İşte sonuçta Atatürk de altı üstü diğerleri gibi herhangi bir insan." Yani bu eserde Atatürk "insan" olarak tanımlanarak bir nevi aşağı çekilmek, önemsizleştirilmek, sıradanlaştırılmak istenmektedir ve bunun ardında sanatçının kötücül niyetleri vardır. Baykam'ın bu algısını bir izlek olarak kabul edip biraz hayal gücüyle daha ileriye taşımak istiyorum. Baykam'ın üzerinde durmadığı Arapça harfleri de dahil ederek yoruma bambaşka bir boyut katabiliriz: Bu yazının bir yerinde dile getirdiğimiz endişe, gerçek olmuştur. Atatürk imgesi, bir zamanlar aforoz ettiği Kuran-ı Kerim harfleri üzerinden dini bir kutsallıkla yüzleştirilmektedir. Baykam'ın sözünü ettiği "Altı üstü bir insan!" vurgusu davudi bir ton kazanır. Ölümsüz Atatürk'e fani bir insandan ibaret olduğu, bizzat ezeli ve ebedi güç tarafından hatırlatılmaktadır.
  www.fargobank.ru  
The customer enjoys the advantage that should not be underestimated of avoiding the use of liquid assets either by means of deferment or by waiving a deposit, a guarantee commission is merely incurred, which is generally raised annually depending on the term of the guarantee.
Somut olarak banka sadece müşterisinin borçları için değil, bilakis kredibilitesi için de kefil olur. Müşteri likit kaynaklarını kullanmadığından ötürü azımsanmayacak bir avantaj elde eder -ya erteleme veya depozito vermemekten ötürü- ve sadece bir aval komisyonu -kefaletin vadesine bağlı olan, kural olarak yılda bir kere olan- ödenmesi gerekir. Alışıla gelmiş olarak aval komisyonu buna denk bir krediden belirgin şekilde daha azdır. Banka avalinin alıcısı için bu -likidite tasarrufundan ötürü- daha fazla hareket imkânı ve de iş bağlantılarında daha yüksek itibar demektir. Netice olarak banka kefaletinden olan mesuliyetin müşterisinin başarısı için banka üstleniyor, ya da gelecekte daha olmamış bir zararı üstleneceğini garanti ediyor. Aval alıcısı tarafından teminat gösterilmesi normal olarak gereksizdir, çünkü avaller sadece uygun kredibilite varsa banka tarafından sunulmaktadır.
  eipcp.net  
There is something in language that is merely sensual, not meaningful, sensual very much like the world, like soil, stones, doors and door knobs, apples, cherries, far more sensual than sensible, unsensibly sensual.
Arendt, dilin duyulara yönelik niteliklerini dinleyerek –anlam ve öneme daha az dikkat ederek- “sahte arkadaşlar” bulur ve bunları gerçek arkadaşlara dönüştürür. Arendt, Ekim 1950’de, Denktagebuch’u yazmaya başladıktan kısa bir süre sonra, biri İngilizce diğeri Almanca iki kelimeyi yan yana not eder. Bu iki kelime farklı olmalarına rağmen telaffuz edildiğinde neredeyse tamamen özdeştir: “Treue: ‘true’” Doğru ve mantıklı; bu iki kelimenin imlalarından ziyade sadece anlamlarını göz önüne alan bir çeviri Treue kelimesini hiç kuşkusuz “sadakat/vefa/bağlılık” olarak çevirecektir. Arendt’in kullandığı “hakiki/gerçek” karşılığı ise sadakatsiz bir çeviridir. Bu çeviri farklı ifade biçimlerine, anlamın anlamsız biçimlerine sadıktır. Treue [sadakat] kelimesinin truth [hakikat] olarak çevirilmesi olgu ve akıl açısından tutarlı değildir. Kelimeyi ve karakterleri olduğu gibi ele almakta; onları kendilerine dönüştürmektedir. Yeni bir anlam ve yeni bir sezgi yaratılmakta fakat bu ilham ve fikirler aracılığıyla yapılmamaktadır. Düşünmek, duyulara yönelik bir süreçtir. Ruhsal olmaktan ziyade daha duyularla alakalıdır. Sonuçlar ve çıkarımlardan ziyade şiirsel araçlarla ilerler. Anlamdan ziyade araçlarla alakalıdır.