is once again – Turkish Translation – Keybot Dictionary

Spacer TTN Translation Network TTN TTN Login Deutsch Français Spacer Help
Source Languages Target Languages
Keybot      56 Results   18 Domains
  caz.iksv.org  
Zor is the designated dance venue of Night Out and it is once again determined to keep you dancing till the wee hours of the morning.
Gece Gezmesi’nin sabahlara kadar dansından sorumlu mekânı Zor, sizleri yerinizde oturtmamak konusunda yine epey iddialı.
  13 Hits fr.euronews.com  
Greece is once again in the grip of a general strike as people protest against the governments raft of harsh austerity measures aimed to keep the debt-ridden… 11/05/2011
Yunanistan’da hükümet yeni mali önlemler açıklarken ülkenin en büyük çalışan sendikası ADEDY haziranda yeni bir genel greve gidecek. Başbakan Yorgo… 24/05/2011
  dasneuhaus.at  
Dutch Plantin is once again the largest exporter of coco products in India.
Dutch Plantin yine Hindistan’da hindistan cevizi ürünlerinde en büyük ihracatç?.
  22 Hits arabic.euronews.com  
Greece is once again in the grip of a general strike as people protest against the governments raft of harsh austerity measures aimed to keep the debt-ridden… 11/05/2011
Yunanistan’da hükümet yeni mali önlemler açıklarken ülkenin en büyük çalışan sendikası ADEDY haziranda yeni bir genel greve gidecek. Başbakan Yorgo… 24/05/2011
  www.nato.int  
In the UK and Europe, analysts suggest that the A400M transport aircraft remains at risk and that the Trident replacement is once again under threat. Additionally, many smaller European NATO members, already struggling to maintain a real commitment to more equitable burden-sharing within the organisation, will inevitably see their defence budgets devastated by severe budget cuts in the longer term.
Birleşik Krallık ve Avrupa’da analistler A400M nakliye uçakları ve Trident’in değiştirilmesi projelerinin de tehdit altında olduğunu bildirmektedirler. Ayrıca zaten örgüt içinde mali yükün daha eşit biçimde paylaşılmasını sağlamak için mücadele vermekte olan birçok küçük Avrupalı NATO üyesinin savunma bütçeleri de uzun vadede ağır bütçe kesintilerinden kaçınılmaz olarak büyük hasar görecektir.
  www.aatc.tw  
Animal transport inspection is now 100% the government’s responsibility. The government accepted the motion I tabled and animal transport supervision is once again the government’s domain as of 1 January 2014.
Bu hafta da yine bir amacımıza ulaştık! Hayvan taşımacılığında kontrol % 100 hükumetin oldu.  Hükumet, benim kabul edilen önergemi uygulamaya başlayacak, 1 ocak 2014 tarihi itibariyle hayvan taşımacılığını tekrar eline alacak. Hali hazırda hayvan taşımacılığında kontrol nakliye şirketlerinin kendilerine aittir. Bu sayısız probleme sebebiyet vermiştir. Geçtiğimiz senelerde kabine her defasında, düzenlemelerde aksaklıklar olması durumunda müdahele … Continue Reading
  2 Hits eipcp.net  
Additionally, the normal is naturalized with the effect of actuality, of authenticity. We thus believe, for example, that the effect of power relations is the essence of our self, our truth, our own, actual core, the origin of our being. This normalizing self-governing is based on an imagined coherence, uniformity and wholeness, which can be traced back to the construction of a white, male subject.[12] Coherence is, once again, one of the prerequisites for modern sovereignty. The subject must believe that it is “master in its own house” (Freud). If this fundamental imagination fails, then usually not only others perceive the person in question as “abnormal,” but the person, too, has this opinion of him or herself.
Kültür üreticisi[1] olan kimilerimiz için, bir kurumda sürekli bir işte çalışmak aklımızın ucundan bile geçirmeyeceğimiz bir fikirdir. Haydi diyelim ki böyle bir işe girdik; niyetimiz olsa olsa birkaç sene devam etmektir, çok geçmeden başka bir şey yapmayı isteriz. Burada asıl mesele her zaman için insanın kendini tek bir şeye, daha nice veçheyi yok sayan klasik bir iş tanımına adamaya zorlanmaması; para için ruhunu satmaması ve daha pek çok şeyle uğraşmak istediği halde bunlardan vazgeçmek zorunda kalmaması değil midir? Önemli olan, bir kurumun kısıtlamalarına uymaman, zamanını ve enerjini hakikaten ilgini çeken yaratıcı projelere, hatta belki siyasal projelere saklaman değil miydi? Bir fırsat çıktığında, maaşı hiç de fena sayılmayacak bir işte bir süreliğine seve seve çalışmayı, ancak bize artık uymadığında o işten ayrılabilmek şartıyla kabul etmiyor muyduk? İşte o zamana dek, en azından bizim için bir anlam taşıyan bir sonraki projeyi gerçekleştirecek kadar para geçmiş olmayacak mıydı elimize? Pek para kazandırmasa da, bizim için çok daha tatmin edici bir proje olmayacak mıydı bu?
  www.houshamadyan.org  
a) It is to be noted that in the case of the first group the richest means of developing mutual links is, once again, trade. Armenian and Kurdish neighbours often sell their goods in the town. But they also continuously trade among themselves. Thus, for example, the many self-seeded vegetables growing in the mountains around Palu, which are generally wild grasses or plants, some of which are much sought after in the town market or in the villages. Being generally mountain dwellers, the Kurds harvest these kinds of wild vegetables and trade them in Armenian villages. The Armenians use cereals as barter for them. Rev Harutiun, in his book, points out that the Kurdish villager prefers to carry on his trade in the Armenian villages rather than sell his wares in the town market. The reason for this is that the Armenian and Kurdish peasants are continuously cheated by the Armenian and Turkish merchants of Palu. It is obvious that general solidarity and co-operation is created there every time they trade with the Kurdish or Armenian peasant arriving from the village. The aim of this association is to carry on trade to the profit of the townsman. [5] We can find an example of this form of rich mutual relations between the Armenian and Kurdish villagers in the book about Baghin. Baghin, which is a large Armenian village, is well known for its yaghdjis (oil traders). The Armenian villagers have become specialists and trade animal oils not only in Palu district, but also in the regions round about, such as Kharpert (Harput), Mezre, Ourfa, Mardin, Severeg, Dikranagerd (Diyarbekir) and Malatia. What is interesting is that they don’t produce their own oil. Instead they obtain it from neighbouring or provincial Kurdish and Kurd-Zaza villages. In other words, barter takes place between the Armenian and Kurdish villager; in return for the oil he has prepared, the Kurd generally receives the Baghin speciality, wooden ulbas (buckets or pails). The Kurd prefers to sell his oil to the people of Baghin directly, rather than in the local markets, be they near or far, where he is convinced that the local merchants will always cheat him. [6]
a) Birinci grupta karşılıklı ilişkileri geliştirmenin en etkili yolunun yine ticaret olduğu göze çarpmaktadır. Ermeni ve Kürt köylüleri mallarını sık sık şehirde satarlar. Ama onlar kendi aralarında da sürekli alışveriş yaparlar. Bu şekilde, örneğin Palu'nun dağlık kesimlerinde genellikle yabani otlar veya bitkilerden oluşan, kendiliğinden yetişen sebzeler çok çeşitlidir; bunlardan bazılarına şehri pazarında veya köylerde yoğun talep vardır. Genellikle dağlarda yaşayan Kürtler bu tür yabani sebzeler toplarlar ve bu sebzelerle Ermeni köylerinde ticaret yaparlar. Ermeniler bu maddelere karşılık Kürtlere tahıl verirler. Papaz Harutyun kitabında, Kürt köylüsünün malını şehirdeki pazarda satmak yerine Ermeni köyünde ticaret yapmayı yeğlediğini belirtir. Bunun nedeni ise, Kürt ve Ermeni köylülerinin Palu pazarındaki Ermeni ve Türk tüccarlar tarafından sürekli kandırılmalarıdır. Şüphesiz, köyden gelen bir Kürt ve Ermeni ile her alışveriş yaptıklarında yurttaşlar arasında genel bir uyum ve işbirliği ortamı yaratılır. Bu sosyal hareket tarzının amacı, ticaretin şehirli lehine olacak şekilde gerçekleşmesini sağlamaktır [5]. Baghin'in kitabında Ermeni ve Kürt köylüler arasında bu tür zengin bir karşılıklı ilişki örneği daha buluyoruz. Buna göre, büyük bir Ermeni köyü olan Baghin yağcılığı, yani yağ ticareti ile meşhurdur. Ermeni köylüler bu işi uzmanlık seviyesine taşımışlardır ve hayvani yağı Palu ilçesi dışında, Harput, Mezre, Urfa, Mardin, Siverek, Diyarbakır ve Malatya gibi çevre bölgelere de satarlar. İşin ilginç yanı, Baghin'liler kendileri yağ üretimiyle iştigal etmezler. Onlar bu maddeyi komşu veya çevredeki Kürt ve Kürt-Zaza köylerinden alırlar. Bu açıdan, Ermeni ve Kürt köylüler arasında mal takası gerçekleşir; Kürtler ürettikleri yağa karşılık Baghin'liden genellikle üretiminde uzmanlaştığı kovaya benzer ahşap kaplar olan kula (ulba) alır. Bu alışverişte Kürt, yerel tüccarların kendisini daima kandırdıklarına inandığı yakın veya uzak komşu pazarlara şahsen gitmek yerine, yağını yine doğrudan Baghin'liye satmayı tercih eder [6].