lui a – Turkish Translation – Keybot Dictionary

Spacer TTN Translation Network TTN TTN Login Deutsch Français Spacer Help
Source Languages Target Languages
Keybot      141 Results   42 Domains
  www.2wayradio.eu  
La division de l'empire romain a libéré l'est et lui a permis de prendre contrôle du monde romain.
Roma İmparatorluğu'nun bölünmesi, Doğu'nun serbest kalmasını sağlayarak buraya Roma dünyasının hâkimiyetini alma imkânı sundu.
  www.fondazionebassetti.org  
Les gains d’efficacité ont permis à la société de libérer quatre postes. L’amélioration du processus d’exécution des commandes lui a valu une citation dans une revue spécialisée pour l’excellence de son service client.
Elde edilen verim sayesinde şirket dört açık personel pozisyonunu doldurma ihtiyacından kurtuldu. Sipariş karşılamadaki iyileştirmeler, şirketin bir sektörel ticaret dergisinde, sunduğu mükemmel müşteri hizmetleriyle anılmasını sağladı. Esnek bölüştürme mantığı sayesinde şirket çoğu siparişi yüzde 100 eksiksiz bir şekilde teslim edebiliyor, nakliye maliyetlerini düşürebiliyor ve hizmet seviyelerini yükseltebiliyor. Entegre kredi kartı işlemleri sayesinde de haftada yirmi saatlik çalışmadan tasarruf sağlandı.
  2 Hits www.suissebank.ru  
L'institut financier de l'importateur ouvre irrévocablement l'accréditif en faveur de l'exportateur. À cet effet l’institut se sert d’une banque dans le pays de l'exportateur qui lui a été désigné par l'importateur.
İş sürecinin başlangıcı için önce bir ürün alış-verişi bazında ödeme şartı olarak bir dokümanlı akreditifin öngörüldüğü bir satış sözleşmesi imzalanır. Akreditif sağlayıcı (ithalatçı) kendi finans kurumunu sorumluluğunu da üstlenerek lehtarın (ihracatçı) lehine bir akreditif açmak için yetkili kılar. İthalatçının finans kurumu akreditifi vazgeçilemez şekilde ihracatçının lehine açar. Bunun için işini yürütmek üzere ihracatçının ülkesinde ithalatçının kendisine bilgisi vermiş olduğu bir bankayı kullanır. Akreditifte ürün türü, miktarı, kalitesi ve paketlenmesi açısından tanımlanır ve ürünün yüklenme yerinden indirme yerine kadar yollanma süreci için, ayrıca dokümanların ibrazı için mühlet belirlenir. Ayrıca akreditifin ödenmesini harekete geçiren bütün dokümanlar ayrıntılı olarak belirlenir:
  2 Hits www.suissebank.com  
L'institut financier de l'importateur ouvre irrévocablement l'accréditif en faveur de l'exportateur. À cet effet l’institut se sert d’une banque dans le pays de l'exportateur qui lui a été désigné par l'importateur.
İş sürecinin başlangıcı için önce bir ürün alış-verişi bazında ödeme şartı olarak bir dokümanlı akreditifin öngörüldüğü bir satış sözleşmesi imzalanır. Akreditif sağlayıcı (ithalatçı) kendi finans kurumunu sorumluluğunu da üstlenerek lehtarın (ihracatçı) lehine bir akreditif açmak için yetkili kılar. İthalatçının finans kurumu akreditifi vazgeçilemez şekilde ihracatçının lehine açar. Bunun için işini yürütmek üzere ihracatçının ülkesinde ithalatçının kendisine bilgisi vermiş olduğu bir bankayı kullanır. Akreditifte ürün türü, miktarı, kalitesi ve paketlenmesi açısından tanımlanır ve ürünün yüklenme yerinden indirme yerine kadar yollanma süreci için, ayrıca dokümanların ibrazı için mühlet belirlenir. Ayrıca akreditifin ödenmesini harekete geçiren bütün dokümanlar ayrıntılı olarak belirlenir:
  2 Hits www.koniker.coop  
"Nous célébrons aujourd’hui la victoire du long combat que nous avons mené aux côtés du mouvement international Avaaz…. Monsanto n’a plus qu’une seule solution: rentrer chez lui," a déclaré Celina Molina, une coordinatrice locale de la ville de Malvines.
Brezilya’da yüz binlerce Avaazlı, milletvekili ve ağ tarafsızlığı grubu Marco Civil taslağının yasalaşması için zorlu bir mücadele verdi. Bugün Marco Civil internetin korunmasındaki en gelişmiş yasa olarak değerlendiriliyor. Daha sonra Hindistan’a, Avrupa Birliği’ne ve yeniden ABD’ye geçtik. Ortaklarımızla birlikte yürüttüğümüz güçlü Avaaz kampanyalarıyla, tüm bu yerlerde güçlü ağ tarafsızlığı yasaları kabul edildi.
  www.capvillas.com  
Pratique et axée sur l’équipe, l’approche formative de Dale Carnegie a aidé la nouvelle équipe de direction à s’unir. Elle lui a permis de se concentrer sur l’établissement d’objectifs de performance pour l’entreprise.
Yöneticiler için Liderlik Eğitimi kursu, üst düzey yöneticilerin süreç becerilerini geliştirmesine yardımcı olmuş ve onları projeleri daha etkili bir şekilde yönetmek, işi devretmek ve çalışanalrını güçlendirmek için hazırlamıştır. Hem üst düzey hem de orta düzey yöneticilere açık olan Dale Carnegie Kursu, bireylerin kendine güven ve iletişim becerilerini geliştirmeye odaklanmıştır. Dale Carnegie'nin pratik, takım odaklı eğitim yaklaşımı yeni liderlik takımının birleşmesine yardımcı oldu ve onları şirket için performans hedefleri belirlemeye odakladı.
  8 Hits www.avc-agbu.org  
Son identité arménienne représentant à la fois l’Arménie et la Diaspora lui a permis de considérer l’UVA comme une solution pour la nécessité historique des arméniens de partout dans le monde de se connecter.
Anna’nin çok sayıda görevleri olmuştur. Kendisi Mısır’da Ermenistan Birinci Büyükelçisi Doktor Edward Nalbandyan’ın yardımcısı olmuştur. Sonrasında Kahire Amerikan Üniversitesi’nde Üniversite Faaliyetlerin Sorumlusu olmuştur. Yaklaşık 10 yıl önce Anna, Doktor Yervant Zorian’ın, Mısır’da Mısır-Ermeni cemaati için düzenlediği tanıtım sırasında ESÜ hakkında duydu. Anna’nın sözleri ile kendisi, ESÜ’nin kuracağı genel etkisi ile hayran kalmıştı. Hem yerli Ermeni, hem de Diaspora Ermeni kimliğine sahip olan Anna’nın sözleri ile ESÜ sayesinde tüm dünyada yaşayan Ermenilerin bir arada olma ve bağlanma sorunu çözülmüştür.
  www.strecs.jp  
Le principal classement des services allemands, établi par la société ServiceValue GmbH, l’université Johann Wolfgang Goethe de Francfort-sur-le-Main et le journal « Die Welt », lui a décerné la première place, récompensant ainsi un service individuel basé sur l’empathie avec le client.
brands4friends müşteri hizmetleri yakın zamanda “Shopping Club” kategorisinde Service Champions 2016 olarak altın madalya kazanmıştı. ServiceValue GmbH, Goethe Üniversitesi Frankfurt a.M. ve DIE WELT tarafından hazırlanan Almanya’nın en büyük hizmet sıralaması, empatiyi ve bireyselliği ön plana çıkaran bir servisin ne kadar önemli olduğunu göstermiştir ve birinciliği vermiştir.
  www.twogo.com  
Le DC-N3, nouveau système d'échographie Doppler couleur avec chariot de Mindray, a été récompensé par le Design Zentrum Nordrhein Westfalen qui lui a décerné le Red Dot Design Award 2013 pour son exce
Tüm dünyada lider bir tıbbi cihaz geliştiricisi, üreticisi ve pazarlamacısı olan Mindray Medical International Limited (NYSE: MR) 23-26 Ocak tarihleri arasında Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri’nde düz
  tommysgazette.com  
En 2015, le mari de Darie, Salahaddin, a tenté comme des centaines de milliers de réfugiés de rejoindre l'Europe. "L'Allemagne lui a octroyé un permis de séjour d'un an, mais il n'y a pas de possibilité de regroupement familial", explique-t-elle en essuyant des larmes.
2015'te Darie’nin eşi Salahaddin Avrupa'ya giden yüzbinlerce mülteciye katılmış. “Almanlar bir yıllık izin verdiler ama aile birleşimi durumu yok.” diyor gözyaşlarını silerek. Darie yine de iyimser olmaya çalışıyor. Bir okulda biyoloji dersi veriyor ve Suriyelilere yönelik bir destek ofisinde finansmanı UNHCR tarafından karşılanan ve idaresi UNHCR'nin ortakları tarafından gerçekleştirilen Türkçe derslerine katılıyor.
  cmoy.wri-irg.org  
Cette directive crée les fichiers /var/log/fichier-journal.nnnn où nnnn correspond au temps système auquel la journalisation démarre effectivement (ce temps sera toujours un multiple du temps de rotation, si bien que vous pouvez synchroniser les scripts cron avec lui). A la fin de chaque temps de rotation (ici après 24 heures), une nouvelle journalisation démarre.
nnnn, günlük kaydının başladığı sistem zamanı olmak üzere /var/log/logfile.nnnn dosyası oluşturulur. Bu zaman, daima döngü süresinin katları olacağından bunu cron betiklerinizi eşzamanlamakta kullanabilirsiniz. Her döngü süresinin sonunda (burada 24 saat sonra) yeni bir günlük dosyası açılır.
  www.emcell.com  
La reaction auto-immune contre le mucus du colon a pris fin uniquement grace au traitement complexe de la colite ulcereuse non specifique au moyen d’une therapie classique et de suspensions de cellules souches, a la stabilisation de la remission et a la restauration de la competence auto-immune. Cette evolution a evite au patient de devoir subir une intervention chirurgicale et lui a offert une meilleure qualite de vie.
Spesifik olmayan ülserli kolitin geleneksel ve kök hücre süspansiyonlarıyla olan tedavisinin kompleksliği yüzünden sadece stabil bir rahatlama, bağışıklık sistemi yeterliliğinin kazanılması, kolonun mukusa karşı gösterdiği otoimün reaksiyonların ortadan kalkması gibi ilerlemeler sağlanmış olup böylece hastanın hayat kalitesinde iyileşme ve hastanın ameliyat edilmemesi sağlanmıştır.
  www.mtb-check.com  
Tous les éléments de cette installation complète sont parfaitement harmonisés : le Biotop Cube 130 XXL de SERA, d'entretien facile, est immédiatement prêt à l'emploi. La haute qualité du système a été confirmée par le contrôle technique TÜV qui lui a attribué son label de qualité réputé.
Yüksek kaliteli üretici sera, akvaryum hobisine yeni başlayanlara kolaylık sağlamak için, tatlı su biyotoplarına özel bir sistem akvaryumu geliştirdi. sera Biotop Cube 130 XXL’in mükemmel uyumlu tam cihazı, hemen başlamaya fırsat verirken daha az bakım gerektirir. Alman TÜV, yüksek kaliteli yalıtıma sahip olan bu kaliteli sistemi onaylamaktadır.
  it.wikiquote.org  
Je continue à croire que ce monde n'a pas de sens supérieur. Mais je sais que quelque chose en lui a du sens et c'est l'homme, parce qu'il est le seul être à exiger d'en avoir.
Sözün gelişi 'dostlarım' diyorum, dostum yok artık, sadece suç ortaklarım var. Onların da sayısı pek çoğaldı, bütün insanlar suç ortağım benim. En başta da siz geliyorsunuz. Kim yanımdaysa birinci odur.
  3 Hits www.gran-turismo.com  
Le rêve est devenu réalité pour Nick, qui est passé des voitures de courses virtuelles au circuit réel. Depuis qu'il est enfant, il souhaite devenir pilote de course ; la GT Academy lui a donné la chance d'en faire une réalité.
Sanal dünyada yarışırken gerçek piste çıkmak Nick için bir hayalin gerçeğe dönüşmesi. Küçük yaşlarda bile bir yarış pilotu olmayı istiyormuş ve GT Academy ona bu hayalini gerçekleştirme şansı verdi. Nick’in en büyük isteği Formula One®’da yarışmak ve şimdi bir NISMO Athlete’i olarak motor sporları basamaklarını tırmanma şansının tadını çıkarıyor.
  hearhear.org  
Installée à Kadiköy (Istanbul) et disposant d'une usine de 14 800 m² à Adana, Simgetek est une entreprise d'ingénierie et de construction industrielle fondée en 1988. Elle s'est spécialisée dans les structures en acier, les réservoirs et les pipelines. Le distributeur Fresko lui a également présenté les produits Graco.
Genel merkezi Kadıköy, İstanbul'da bulunan ve Adana'da 14.800 metrekarelik bir fabrikaya sahip olan Simgetek, 1988'de kurulmuş bir endüstri yapı ve mühendislik şirketidir. Çelik yapılar, tanklar ve boru hatları alanında uzmandır. Bu şirkete de Graco bayii Fresko'dan ürün demosu sağlandı.
  2 Hits www.whitetv.se  
"Nous célébrons aujourd’hui la victoire du long combat que nous avons mené aux côtés du mouvement international Avaaz…. Monsanto n’a plus qu’une seule solution: rentrer chez lui," a déclaré Celina Molina, une coordinatrice locale de la ville de Malvines.
Bununla yetinmedik -- Monsanto’nun dünyanın dört bir tarafında, tohumları kendi patenti altına aldığını fark ettiğimizde, topluluk olarak tohum çeşitliliğini korumak için dünyanın ilk bir tohum bankasını kurmak amacıyla hızla kitlesel fonlama yoluyla 1 milyon dolar topladık!
  www.toshiba-memory.com  
En plus d’être certifiée ISO14001, la société Toshiba a mis en œuvre un programme nommé « Green Procurement » en novembre 2002, ce qui lui a permis de fabriquer des produits respectueux de l’environnement avant l’introduction de la directive RoHS qui est devenue obligatoire en juillet 2006.
Toshiba Semiconductor & Storage Products Company, uzun süredir ekoloji dostu üretim yöntemlerini takip etmektedir. Toshiba, ISO14001 standart sertifikasına uyum sağlamanın yanında, Temmuz 2006'dan bu yana zorunlu olan RoHS direktifinin başlangıcından önce Toshiba'nın çevre dostu üretim yapmasını sağlayan "Yeşil Tedarik" programını Kasım 2002'de zaten uygulamaya koymuştur.
  clashroyale.com  
Notre dernière modification ne lui a pas permis d'atteindre le niveau d'efficacité voulu. Ce changement lui permettra par exemple de tuer les gargouilles en trois coups au lieu de quatre (aux niveaux où s'appliquent le Règlement des tournois).
Önceki değişiklik onu umduğumuz gibi yeterince kullanılabilir hale getirmedi. Bu değişiklik sayesinde Minyonları dört yerine üç vuruşta öldürebilecek ( Turnuva Kuralları seviyelerinde).
  www.svb.nl  
On lui a attribué une prestation au titre de la législation d’un pays autre que les Pays-Bas
Yetim, Hollanda dışındaki bir ülkeden bir ödenek aldığında.
  www.autosfabiola.com  
Ouverture du siège social le 1er mai. Le centre de recherche et développement MPT a été créé pour promouvoir le développement de la technologie des poudres. La certification ISO 9001-2008 lui a été attribuée.
Şirket merkezi 1 Mayıs'ta başlatıldı. MP0 Ar-Ge merkezi, IS0 9001-2008 sertifikası ile toz teknolojisinin gelişmesini teşvik etmek için kuruldu.
  www.ifamilyd.com  
Aujourd’hui, Lamfer est devenu un point de référence important pour les clients avec lesquels elle collabore, en se proposant de plus en plus comme partenaire plutôt que comme simple fournisseur. Ce qui lui a permis de s’affirmer progressivement autant dans le marché italien que le marché méditerranéen.
Lamfer, müşterileri ile bir tedarikçiden çok, bir iş ortağı mantığı ile çalıştığından ötürü, uzun süreli ve güvene dayanan bir ilişki tesis etmiştir. Italya ve Akdeniz pazarında aktiftir.
  46 Hits arabic.euronews.com  
Il serait sous assistance respiratoire selon un chef de clan de sa région natale qui lui a rendu visite hier à l’hôpital de Pretoria où se trouve le Prix… 27/06/2013
Akciğer enfeksiyonu nedeni ile ay başından beri tedavisi süren Güney Afrika’nın ilk siyahi lideri Nelson Mandela’nın sağlık durumu giderek kötüleşiyor. Ülkede… 26/06/2013
  www.klenginem.de  
Držić, talentueux amuseur public, “maître de plaisir”, était très estimé, ce que prouvent les poésies que lui a dédicacées Antun…
Marin Držić’in avam bir tüccar ailenin en küçük oğlu olarak 1508’de Dubrovnik’te bulunan Rektör Sarayı’nın yanındaki aile evinde doğduğu düşünülmektedir.
  4 Hits wordplanet.org  
15 Jean lui a rendu témoignage, et s'est écrié: C'est celui dont j'ai dit: Celui qui vient après moi m'a précédé, car il était avant moi.
14 Söz, insan olup aramızda yaşadı. O'nun yüceliğini Baba'dan gelen, lütuf ve gerçekle dolu biricik Oğul'un yüceliğini gördük.
  17 Hits fr.euronews.com  
Après avoir rencontré à Sotchi le président Vladimir Poutine qui lui a remis son passeport russe, Gérard Depardieu s’est envolé pour la République de… 06/01/2013
Selanik Uluslararası Film Festivali Yunanistan’ın en önemli sanat etkinliklerinden biri. Balkanlar’ın en eski film festivalini bu yıl daha da önemli kılan… 14/11/2012
  14 Hits www.nato.int  
Le président Obama a été élu en 2008 sur un message d'espoir et de changement. Deux ans plus tard, le message de changement lui a été retourné - un changement du paysage politique.
2008 yılında seçilen Başkan Obama umut ve değişim mesajları getirmişti. Ancak iki yıl sonar bu değişim politik tabloda bir değişim şeklinde kendisine geri döndü.
  2 Hits clashofclans.com  
Le talent du maître ouvrier lui a permis d’apporter des modifications intéressantes aux bâtiments que vous connaissez. Par exemple :
Usta İnşaatçının hüneri sayesinde tanıdığımız binalarda şu gibi bir takım farklılıklara şahit olacaksınız:
  3 Hits www.eurocentres.com  
Il a choisi d’effectuer un séjour linguistique dans l’école Eurocentres sur les recommandations d’un ami. Quand son chef lui a parlé de se perfectionner en anglais des affaires, il a sauté sur l’occasion.
Peter, from Switzerland, decided to attend a Eurocentres language course after it was recommended by a friend. When his boss advised him to perfect his business English, he grasped the opportunity. The professionalism of the teacher and the school organisation has impressed him. As a diving enthusiast, he is in exactly the right place here in Cairns. His trip to the Great Barrier Reef – a favourite destination for divers from all over the world – was a tremendous experience for him. He lives with a friendly Australian host family with children. He finds the people particularly cosmopolitan and uncomplicated; you really feel at home here very quickly.
  2 Hits www.azerbaijans.com  
Le président de l’administration politique de l’Angleterre qui y était venu pour examiner la situation à Tabriz s’est rencontré avec Hiyabani et il lui a demandé les demandes de l’Azerbaïdjan : « L’Azerbaïdjan est un état inséparable de l’Iran. Le peuple Azerbaidjanais gardent la réalisation de la loi qu’ils ont prise au détriment de leur propre santé et aussi le règne et ils demandent de la réorganisation dans tout le pays ».
Bu mitingden sonra harekat Azerbaycan’ın diğer şehirlerine, Zencan, Marağa, Miyana, Eher, Hoy ve daha sonra Erdebil’e de yayılmıştır. 22 Nisan 1920’de Azerbaycan Demokrat Fırkası milli hükümetin kurulması hakkında karar almış ve Şeyh Mehemmed Hiyabani milli hükümetin başkanı seçilmiştir. 22 Haziran 1920’de hükümet başkanı olarak Hiyabani Alagapı’ya taşınmıştır. Bu, Güney Azerbaycan tarihinde kurulmuş ilk demokratik milli hükümettir. "Azerbaycan" sözü yerine bütün panolarda, devlet sayfalarında "Azadistan eyaleti" yazıldı. Hiyabani aleyhtarı bazı kişiler, ayrıca Doktor Zeynalabdin Han, Mirze Bağır Telie, Hüseynağa Fişengçi ("Tebriz" gazetesinin redaktörü), Sultanzade ve diğerleri ayaklanmaya karşı faaliyete başlamış, gizlice Eynüd-devle’nin yanına gitmişlerdir. Diğer bir grup ise Alman "Kart Vispço" teşkilatının adamı olarak tanınan, "Klidi-Nicat" gazetesinin editörü G.Rzazade’nin önderliğinde Sosyal-Demokrat Partisi adı altında Azerbaycan Demokrat Partisine karşı faaliyete başlamıştır. Tebriz’deki durumu incelemek için buraya gelmiş İngiltere siyasi idaresinin başkanı, Hiyabani ile görüşerek Azerbaycan’ın taleplerinin ne olduğunu sormuştur. Hiyabani şöyle demiştir: "Azerbaycan İran’ın ayrılmaz eyaletidir. Azerbaycan ahalisi kendi kanları pahasına aldıkları anayasanın icrasını ve emelde meşruta rejimini koruyarak, tüm ülkede ıslahat yürütülmesini istiyor".
1 2 Arrow